Zemberekkuşu'nun Güncesi - Haruki Murakami
''Sen de biliyor musun, bilmem ama, insanların çoğunluğu müthiş ciddi.''
sy:78
'' Cesaret ile merak, bilinmeyen bir bahçeye girdiğinde birlikte işler. Kimi zaman, gizlenmiş cesareti ortaya çıkarabilir, kışkırtır. Ama bana öyle geliyor ki, merak çabucak yok oluverir de cesaret uzun bir yol almak zorundadır. Merak, birlikte iyi olunan ama güvenilmeyen bir arkadaşa benzer. Seni bir şeyler yapmaya kışkırtabilir de gerektiği zaman savuşup gider. İşte o zaman sen de devam etmek için cesaretini toplamak zorunda kalırsın.''
sy:79
''Çıkacaksan, en yüksek kuleyi bul ve tepesine tırman. İneceksen, en derin kuyuyu bul ve dibine in.''
sy:81
'' İnsan istediğini hiçbir zaman elde edememeye alınca, sonunda gerçekten neyi istediğini bile bilmez oluyor.''
sy:87
'' Işık, yaşam sahnesini sadece bir an, belki birkaç saniye aydınlatıyor. Bu saniyeler geçince, o andaki bildiriyi yakalayamadıysan eğer, ikinci bir olanak verilmiyor sana. Yaşamının geri kalanını pişmanlık içinde ve umutsuz, derin bir yalnızlıkta geçirmek zorunda kalıyorsun. Böyle bir alacakaranlık dünyasında, artık gelecekten hiçbir şey beklenemez. Böyle bir insanın elinde tuttuğu, olması gerekenin eskimiş bir kalıntısından başka bir şey değildir.''
sy:245
''Doğrusu, neyi düşünmem gerektiğini bile bilmiyordum ki. Boş bir odaya benziyordum. Ve müzik içimde sadece boğuk, gelgeç bir yankı bırakıyordu.''
sy:279
''Ölüp gitsem, dünya en ufak bir vicdan azabı çekmeden, dönmesini sürdürecekti.''
sy:293
'' Yarın ne olacağı belli mi? Kimse bilemez. Hele öbür gün, daha da bilinemez! Hatta, ondan da önce, çok değil, daha öğleden sonra bile neler olacağını kimse bilemez!''
sy:371
'' Ellerimi yüzümde kavuşturdum, sonra çözdüm. Çevremizde çıt yoktu. Bir kez daha, ben denen yaratıkla içli dışlı oldum.''
sy:414
''Buna karşın, zaman zaman derin bir yalnızlık duygusunu-a kapılıyordum. İçtiğim su, soluduğum hava, beni upuzun, sivri iğneleriyle delip geçiyordu; karıştırdığım kitapların sayfaları, hançer ucu gibi sivriydi; maden gibi parlıyordu.
En sessiz saatte, sabahın dördüne doğru, yalnızlığımın köklerinin hafif gürültüler çıkararak büyüdüğünü açık seçik duyuyordum.''
sy:438
''Yaşamak zaten başlı başına kehanete benziyordu.''
sy:718
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder