Dublinliler / James Joyce
''...Çünkü artık başıma gerçek serüvenler gelmesini istiyordum. Ama gerçek serüvenler de evde insanların başına gelmez diye düşünüyordum; uzaklarda aramalı onları.''
sy:27
'' Geçmişi düşünürüz, gençliğimizi, değişiklikleri, bu gece özlediğimiz, aramızda olmayan yüzleri. Hayatta yürüdüğümüz yol, böyle birçok acılı anıyla döşelidir; eğer hep bu düşüncelere dalıp gidecek olsaydık yaşananlar arasında işimizi cesaretle yapacak yürekliliği bulamazdık: hepimizin yaşayan ödevleri ve yaşayan sevgileri var ve bunlar, haklı olarak, bizim zorlu çabalarımızı ifade ediyor.''
sy:212
''Cömert yaşla doldu Gabriel'in gözlerine. Kendisi hiçbir zaman bir kadına karşı bunu duymamıştı. Ama böyle bir duygunun aşk olması gerektiğini biliyordu. Hayal ettiği yarı karanlıkta sular damlayan bir ağacın altında duran bir genç adam biçimini görür gibi olunca gözlerindeki yaşlar çoğaldı. Başka biçimler de vardı yakında. Ruhu, yığınlar ve yığınlarla ölülerin bekleştiği o bölgeye yaklaşmıştı. Dağınık, bir yanıp bir sönen varoluşlarının farkındaydı, ama kavrayamıyordu. Kendi kimliği de elle tutulmaz kurşuni bir dünyaya solup gidiyordu; bu ölülerin bir zamanlar kurduğu ve içinde yaşadığı, bu elle tutulur dünya kendisi de eriyor ve ufalanıyordu.
Çarpık çurpuk mezar taşlarının, haçların arasında, küçük kapının sivri parmaklıklarında ve çıplak dikenler birikip bir kalın örtü oluşturmuştu. Ruhu yavaşa bayılır gibi oldu işitince karın hafifçe yağdığını evren boyunca ve yağdığını hafifçe, nihai sonlarının inişi gibi, bütün yaşayanların ve ölülerin üzerine.''
sy:231
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder