Madam Bovary / Gustave Flaubert
'' Bunları birisine anlatmak isterdi belki. Ama bulutlar gibi değişken, rüzgar gibi dönüp duran bu ele geçmez, yakalanamaz huzursuzluk nasıl aktarılabilirdi birine? Gerekli sözcükleri bulamadığı gibi gerekli fırsatı da bulamıyordu ve üstelik, öyle girişken biri de değildi. ''
Sy:50
'' Charles'in konuşamları kaldırımlar gibi dümdüzdü. Beylik düşünceler içinde, bir heyecana, bir gülüşe neden olmadan, bir düş uyandırmadan geçip giderdi bu düşünceler.''
Sy:51
'Demek günler peş peşe, birbirlerinin aynısı olacak ve hiçbir şey getirmeyecekti! Başka hayatlarda ne kadar tek düze olurlarsa olsun, bir olayla karşılaşabilmek ihtimali vardı hiç değilse. Kimi zaman bir macera beklenmedik, bir yığın değişiklik getirir, dekoru değiştirirdi. Ama ona hiçbir şey geldiği yoktu, Tanrı böyle istemişti! Gelecek karanlık, zifiri karanlık bir koridordu ve kapısı da sımsıkı kapalıydı.''
Sy:74
'' Nesnelerin farklı yerlerde aynı biçimde görünebileceklerine inanmıyordu, sonra yaşanmış bölüm kötü olduğuna göre en iyi günlerini bundan sonra yaşayacaktı muhtemelen.''
Sy:99
'' Emma'ya gelince, onu sevip sevmediğini hiç düşünmedi kesinlikle. Ona göre aşkın birdenbire, büyük gürültülerle, ışıklarla, şimşeklerle gelmesi gerekiyordu. Aşk, yaşamın üstüne düşüp onu alt eden, iradeleri yapmak gibi söküp atan, yürekleri uçuruma sürükleyen bir kasırgaydı.''
Sy:115
'' Bilmiyordu ki taraçalarda oluklar kapalı olduğundan yağmur suları birikir, gölleri oluştururdu. Bunun için güvenlik içinde hissetti kendini ama ansızın bir çatlak gördü duvarda.''
Sy:116
''Hüzün, metruk şatolardaki kış rüzgarları gibi hafiften uğultularla işliyordu içine. Bir daha geri dönmeyecek birinin arkasından, dalınan hayaldi bu, bitirilmiş işlerden sonra insanı saran yorgunluk, alışılmış bir hareketin durmasından, sürüp giden bir titreşimin ansızın kesilmesinden gelen acıydı.''
Sy:142
'' Şimdi çok daha mutsuz olduğunu düşünüyordu çünkü dert deneyimli yapmıştı onu, bitmeyeceğinden emindi.''
Sy: 143
'' Tutkulara karşı çıkmak niye? Şu dünyada tek güzel olan şey bu tutkular değil mi? Kahramanlığın, coşkunun, şiirin, müziğin, sanatın, kısacası her şeyin kaynağı onlar değil mi?''
Sy:165
''Ne mutlu günlerdi o günler! Ne özgürlüktü! Ne umuttu! Ne düş bolluğuydu! Hiçbir şey kalmamıştı bunlardan şimdi! Art arda gelen koşullarda, kızlıkta, evlilikte, aşkta, ruhunun bütün yaşamı boyunca sürekli kaybetmişti. Yolun üzerindeki her handa zenginliğinden bir şeyler bırakan bir yolcu gibi.''
Sy: 196
'' Aşk gibi basit bir konuda bu kadar karışıklığı aklı almıyordu.''
Sy:211
'' Hiç kimse, ihtiyaçlarını, acılarını tam anlamıyla belirtemiyordu ve insan sözü, yıldızları duygulandırayım derken ayıları dans ettirecek havalar çaldığımız bir kazana dönüşüyordu.''
Sy:216
''Rodolphe'un anısına geline, yüreğinin en derin köşesine atmıştı onu. Bu anı yer altında bir kral mumyasından daha ihtişamlı ve kımıltısız durumda duruyordu. Hoş kokulara yatırılmış bu büyük aşktan güzel bir koku çıkıyor, bu koku her şeyin arasından geçiyor ve her şeyi sevgi ve şefkatle dolduruyordu.''
Sy:242
'' Masalsı yapraklardan sarkan bir altın meyve gibi, gelecekte sallanan belirsiz vaatlere benzeyen bir şeyler vardı içinde.''
Sy: 261
'' O andan sonra yaşamı, artık bir yalanlar yığını olup çıktı; bu yığının içine aşkını sarıyordu, bir örtüye sarıp, saklar gibi.
Bir ihtiyaç, bir hastalık, bir zevkti bu, eğer dün bir sokağın sağ tarafından geçtiğini söylerse, sol tarafından geçtiğine inanmak gerekirdi.''
Sy: 304
'' Sonra sakinleşti, ona hakaret ettiğinin farkına vardı. Ama sevdiklerimizi sürekli çekiştirirsek, onlardan biraz kopmuşuz demektir. İdollere dokunmamak gerekir, yaldızı elimizde kalır sonra.''
Sy: 317
'' Hiçbir şey arama zahmetine değmezdi, her şey boş, yalandı. Her gülümsemenin altında sıkıntıdan kaynaklanan bir esneme vardı, her sevinç bir lanet, her zevk bir tiksinti gizlerdi. En haz öpücükler bile daha yüce ama gerçekleştirilmemiş bir şehvet arzusundan başka bir şey bırakmıyordu dudaklarımızda.''
Sy:319
'' Dünya var olalı beri, orada, o bankın üstünde oturuyordu sanki, öyle bir sanıya kapıldı!
Ama bir tutkular sonsuzluğu bir dakikanın içine sığabilirdi, tıpkı küçük bir yere sığabilen bir kalabalık gibi.''
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder