'' Bir dilek tut!
Çiçeği alıyorum. Aydınlık bir sarı -yabani, önemsiz ve Tanrı'nın sevgili kulu. Bizim tutkularımıza cevap verebilmek için, çok eskiden püff diye üflenecek bir şeye dönüşmüş.Tüylü beyaz topçukların ruhsal gıda gibi dünyaya dökülüyor. Bir dilek tut, hadi üfle...
...
Ve bu sonsuz zerafetle ifade edilen öğütler bedenimi öylesine hafifletti ki, havalandım; çimlerin üzerinde kaymaya başladım. Herkes hala orada, onlarla birlikte olduğumu sanıyordu; çünkü iki ayağım yerde, insanların hep uğraştığı işlerle meşgulmuş gibi görünüyordum.''
sy:76
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder