Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra / Barış Bıçakçı
'' Yaşamak için kendiliğinden bir eğilim vardır değil mi?''
sy:39
'' O an öyle güzeldi ki, o anla yetinmek insanoğlunun başarabileceği bir şey değildi.''
sy:44
'' Güzel bir anı gelecekte yeniden yaşamayı güvence altına alarak elde edilen mütevazı bir sonsuzluk duygusu...''
sy: 44
'' Hayat devam eder. Bazı çiçekler susuzluğa ve unutulmaya dayanır. Hayat her zaman devam eder, bunu herkes bilir.''
sy:55
'' Bir duygunun itiraf edilmesiyle, adının konulmasıyla kınından çıkan bıçak gibi bir keder...''
sy:61
''Sahipleri evden ayrılırken anlamla sarmalanıyordu eller. Omuza dokunulduğunda, bir kolu kavradığında, sırtı sıvazladığında. Bir söz veriyor, vaatte bulunuyorlardı. Yalnız değilsiniz, yanınızdayım, acınızı anlıyorum, hayat devam ediyor, ölenle ölünmüyor, yine geleceğim, bir ihtiyacınız olursa yapabileceğim bir şey olursa mutlaka arayın. Söze dönüşüyordu eller, güvenilmez oluyorlardı bu yüzden. Anlamları oluyordu, tabii hemen sonra da anlamsızlıkları. asansörün kapısını açıyorlar, son bir kez sallanıyorlar ve ardından gözden yitiyorlardı. Cesaretini toplayıp kendi ellerine bakıyordu Umut. Bakar bakmaz da ellerini ileriye doğru uzatıp boşluğa itiyordu. Birini iter gibi değil hayır. Bir düşünceyi iter gibi.''
sy:66
''Ben dışardayken evlerden birinden burnuma bir yemek kokusu geldi mi, kendimi müthiş savunmasız hissediyorum. Savunmasız... Bu hayatta hiç sevilmemiş gibi filan hissediyorum.''
sy:77
'' Yalnızca bir an ama. Yalnızca bir an farklı görünüyor her şey.''
sy:77
''Yine de, her şeye rağmen, bu şehirde de birileri, insanlık tarihinin en başında yazılması, yazı yok muydu, çizilmesi, bağırılması gerekeni bir duvara yazıveriyor: 'NE TANRI NE EFENDİ!' Üstelik ünlem işaretini filan da unutmadan!''
sy:78
'' Ve ben bir adım atarak korkuluğa yaklaşacağım, saçlarımı balkondan aşağı sarkıtacağım, kendimi boşluğa bırakacağım. Yolda karşıma iyi niyetli biri çıkacak ve soracak olursa, aşağıdaki insanları gösterip, bir süre yere paralel gittikten sonra, onları anlamayacakları şeyleri anlattım, diyeceğim. Öyle olsun.''
sy:79
'' Oysa çok geçti, bilmiyordu ki çok geçti! Olan olmuştu... Böyle şeyler çocukken olur ve bir daha da silinmez. terk edilmekten korkmak... Korktuğun şey başına gelince de kendimi cezalandırmak... Böyle şeyler çocukken olur bir daha da silinmez.''
sy:92
'' Küçük şeylerden filizlenen, büyüyen balta girmemiş orman. Ona yazgı diyoruz, ama masa saatinin içine nasılsa girip altı rakamının dibinde ölmüş kalmış küçük bir sinek de diyebiliriz. Çünkü artık burada, bu dünyada her şey parçalar halinde ve her bir parça diğerinin yerine geçebiliyor. Yadırgamıyoruz. Çıldırmamız gerek ama yadırgamıyoruz. Ben örneğin hem kendini beğenmiş biri hem bir akvaryum balığı olabiliyorum, tül tül yüzgeçlerimle aptallık ve ölüm taşıyorum. Bu balık gerçeğin kendisi olabiliyor, ama gerçek daima biraz hüzünlüdür. gerçeği ararken bir yadan da bulduğumuz anda değiştirmeyi düşleriz. Çünkü aynı zamanda gerçek daima biraz utanç vericidir.''
sy:98
'' Her şeyi yerli yerinde, tıkır tıkır işleyen bir hayat kurduğunda, o hayatı yerle bir edecek bir felaket kurgulamak da farz olur.''
sy:109
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder